Apr
25
Silhouette tarafından yazılmıştır.
Amaçsızlığımı ve boşluğumu totalde 208 satır süren ve toplam 4 class’tan oluşan, el emeği göz nuru kodlarıma borçluyum. Az önce kendilerini yazmayı bitirdim. Bu kodlar error vermiyor, çalışır gibi yapıyor ama hop diyor kalıyor kilitleniyor. Üzücü. Peki kilitlenmese ne yapacaktı? Bu kodlar biraraya gelip güçbirliği içinde Voltran oluşturup bir TVGUIDE olacaktı. Saatlerimi bir TVGUIDE programlamak için harcadım. Dünya çok adaletsiz bir yer. Bu kadar. Bunları söylemek istedim sadece.
İyi geceler Türkiye; her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan…
EDIT: UUUU BEYBİİİ gayet de çözdüm takır takır çalışeyo alaleyoo eheheh
Yarın kim 10 dakika daha uyusun? Bence Sera uyusun ehehe 
Apr
24
Silhouette tarafından yazılmıştır.
Apr
20
Silhouette tarafından yazılmıştır.
…bok gibi yedim. Bildiğin böyle oturdum ve gün boyu yedim. Neler yedim neler. Oh yeah mide fesatı!
Apr
11
Silhouette tarafından yazılmıştır.
We’re just two lost souls
Swimming in a fish bowl,
Year after year,
Running over the same old ground.
What have we found
The same old fears.
Wish you were here.
Apr
4
Silhouette tarafından yazılmıştır.
Returning shows include Chuck and Heroes, which had previously been announced and which will premiere in September
Geri dönecek olması harika ama eylül nedir yaaaa….

Resmen kalbim kırıldı, hayatımda boşluk oluştu. Gün boyu yatakta yatıp, boş boş etrafa bakabilirim. O derece aışmıştım 
Chuck istiyorum ben…. yeni bölümler istiyorum… Sarah dövüşse falan….Casey homurdansa gene… intersect..?? 
Mar
30
Sunny tarafından yazılmıştır.
Hissettiklerime karşılık gelicek bir kelime bulamadım. İlk defa oldu bu… O yüzden yazımın başlığı böyle iğrenç bir şey oldu. Artık kusuruma bakmayın. Saat gecenin 3 buçuğu, alıştığım yatağımdan, evimden uzak bambaşka bir evde değişik duygular içerisindeyim. Anladım ki mekanın, etrafdaki insanların ne kadar yakının olursa olsun hissettiklerine bir çözüm bulamadıklarını hislerine tercüman olamadıklarını şu an anlamış durumdayım. Kimse değiştiremiyor olayları. Olay kendisi nasıl isterse öyle davranmaya; senin nasıl acı çektiğini, içindeki fırtınaları takmadan; kendi yolunda devam etmeyi seçiyor genellikle… Belki de o yüzden hiçbir şey bizim istediğimiz gibi olmuyor gibi geliyor bize oysa ki bunun ne senle ne de karşındakinle alakası yok. Olayın, durumun gidişatını ne yaparsan yap değiştiremiyorsun. O olması gerektiği gibi oluyor ya da belki de gerektiği gibi değil olmak istediği gibi oluyor, sen hiç bir şey yapamıyorsun. Elinden kayıp gitmesini izleyebiliyorsun sadece. 1. tekil şahıs olduğunu sandığın zamanlarda aslında 3. tekil şahıstan başka bir şey değilsin. Müdahale hakkın yok hiç bir şeye. Sadece olayı anlatan kişisin onu sadece izleyebiliyorsun. Peki bu adil bir şey mi? İşte onu bilmiyorum ama keşke yaşadıklarımı hissettiklerimi değiştirebilmek elimde olsaydı. Amaçsız ve gereksiz çabaladığımı görünce kendime üzülmek ve acımaktan başka bir şey yapamıyorum çünkü. İnsanın aciz olduğunu görmesi… Bu artık onun hayatta bir amacının kalmadığını görmesidir ki bu da en kötüsüdür bence. Çünkü amacı olmayan bir insan artık hayat denen bu oyundan diskalifiye edilmiştir ve artık bir sonraki oyuna kadar oyunun içine tekrardan girmesi yasaktır kurallara göre. Hayat denen oyun ise kesintisiz olduğundan torpil ya da oyun kurallarında bir değişiklik olmadığı sürece kalır soyunma odasında, bir şeylerin değişmesini bekler. Hakemin insiyatifine kalmıştır artık bütün kariyeri ancak hakem hiç de olumlu bakmamaktadır bu duruma. Dakikalar, saatler, günlerce bekler, bekler, bekler… Onu mutlu edicek tek şey artık takım arkadaşlarının başarılı olmasıdır ki onları zaten 10 kişi bırakarak hayal kırıklığına uğratmıştır bir kere. Keşke sadece kendini üzebilecek başkalarını etkilemeyecek bir yöntem bulabilseydi ama olmadı…
Mar
26
Silhouette tarafından yazılmıştır.
Diyelim ki açım. Dolabı açıyorum ve orada bir adet portakal duruyor. Ama sorun şu ki benim canım elma istiyor ve elma olmadığı sürece bir şey yemeye niyetim yok. Peki bu portakalı sevmediğim anlamına mı gelir? Tabii ki hayır. Portakala sevgim farklı derece ve kategorilerde. Doğal olarak portakalı alıp meyve sepetine koyuyorum. Diğer sevdiğim ama yemek istemediğim ya da doğal nedenlerden ötürü (alerji diyelim mesela) yememem gereken meyveler de bu sepetin içinde.
Şimdi işin kötüsü meyveler küflenebiliyor ve portakal da artık “Beni yemen lazım zira uzun zamandır buradayım ve küf başlıyor. Madem dolabı da açıp duruyorsun beni istiyor olmalısın” der gibi bir halde. Portakalı çöpe atmak istemiyorum, çünkü meyve sepetimde kalmalı; böylesi daha güzel. Üstelik bir arkadaşım zaten bana acıktığını ve canının portakal çektiğini söylemişti. Bu durumda istesem de yiyemem ben o portakalı (ki istediğimi hayal bile edemiyorum.)
Ne olacak şimdi peki? 
Mar
23
Silhouette tarafından yazılmıştır.
… and all I see is the repentant decisions I have made. I shouldn’t have stood in silence. He was nice. Nice is good.
Mar
23
Silhouette tarafından yazılmıştır.
Şu anda Kanal 1′de Renkli Dünya adlı Türk filmini izliyorum ve çok eğleniyorum. Bir dövüş sahnesi var ki pek acayip sormayın 
Mar
12
Silhouette tarafından yazılmıştır.